Aralık 23, 2008

Tek kişilik oda



Bir tek hayatın var senin
ve hiçbir zaman senin olmayan bir hayat
Kıyısında gezindiğin çoğu kez oturup seyrettiğin..
Evdeki anteni bozuk televizyon gibi
Bir tek kanaldan izlediğin hayattaki kabullenmelerin net olmayan…
sıkıcı boğucu ve terli tek bir odan var senin
Yediğin, yattığın, ağladığın ve sevindiğin bir tek oda
her şeyin üst üste….
Çiğnemeden yuttuğun, uykun gelmese de uzandığın
güneşin sadece soluğunu pencerende hissettiğin bir göz odan
ve dört duvarın…
yaşama olan özlemini, tutkunu ve isyanını
bir kaç tane kartpostalla duvarlarının göğsünde taşıdığın
bunlar hayallerinin belki tek gerçek tarafı
senin bir anti- depresan gibi yatıştıran..
yüzlerce kitabın var senin çoğuna belki sadece bir kez dokunduğun
sana ve senin gibi olana yabancı olmayan
okursan
varlığın keşfi
okundukça da
varlığın kargaşası
ve bir tek hayatın var senin
numune, bir kerelik
her şeyin yaşandığı ilk anda anlamını bulduğu
tekrarında içinin boşaldığı
şaşkınlığın bittiği
şuursuz seyredişlerin arttığı senin bir tek hayatın var…




boşluk
Hiçliğin kaygan zemininde yürümek
Ve hafifçe temas etmek
Gerçeğin içindeki gerçeğe
Yavaş yavaş
Ağır ağır
Her şey olmak
Ve karanlık
Ve kör nokta
Ve anlamı aramak
Ve anlamsızlıkta kaybolmak
Ve sonunda bir fantezide bulmak kendini…




açlık
Gerçeği kitaplardan indirdik soframıza
Tok olsak ta tadına bakmaya hevesli
Sabırsız dilimiz dışarıda
“insanoğluinsan” yine kefaretsiz tatminlerde
Yaşam ıslak ve uyuşuk
Ölüm kuru ve dinamik…

Hiç yorum yok: